Basketbolun uzağında

Blog yazmak için aslında geç kalanlardanım. Altı yılı aşkın süredir büyük bir sevgiyle emek verdiğim sitenin yanında blog yazmak gözümde detaydan öteye gitmeyen bir etkinlikti. Hatta tblstat blogunu almamın üzerinden de epay bir zaman geride kalmasına rağmen sitenin detayı olarak gördüm hep burayı. Geçtiğimiz günlerde ufak ufak bizi blog yazılarına ısındıran farawaysoclose'un sayesinde farklı bakar oldum buraya. Şimdi biraz daha değişik denemeler için, tabiki basketbolun rayından fazla uzaklaşmadan, bir şeyler karalama şevki uyandı içimde.



Beni tanıyanlar karalama tutkumu bilirler. Öyle bozuk ruh hallerini aksettiren, insanın beyin kıvrımlarını zorlayan türden yazılar. Yakınım olanlar ise bıktırırcasına nasıl olmuş güzel mi diye sormalarımı hemen anımsayacaklardır. Bir süredir onlar bile geri de kalmıştı. Şimdi burada kenarından tutayım istedim geride kalanları. Ellerimin arasından hayatı tasvirleyen kelimeler dökülüp gitmeden, birkaçını modern çağın kağıdına dökmek, yapmak istediğim.

Bugün öyle dolu dolu sözler yazamayacağım. Şimdilik son karalamamdan aylar sonra tüm zamana birkaç kelime;

Güneş usulca doğarken,
Tüm nefesime seni doldurdum,
Rüzgar yanaklarımı okşarken,
Ellerimle kapattım onları,
Senden başkası hissetmesin diye...

Bir başka anda ve daha güzel yazılarla burada olmak dileğiyle :)

Yorum (2) Yorum yaz!